Odatv çok yazdı ama… Anketçi hezimeti dünyaya yayıldı… Kim kime çalışıyor

Seçimlerin, çoğu anket şirketinin aksine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasıyla sonuçlanmasının ardından, anket şirketlerine tepkiler gelmişti. Dünya basınında da anket şirketlerine yönelik eleştiri yazıları yer aldı. Foreign Policy’den Can Selcuki’nin “Türk anketçiler Erdoğan’ın kazanacağını neden öngöremediler” başlıklı yazı kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın medyada sıklıkla yer aldığı belirtilen makalede, Erdoğan’ı izleyen kesimin televizyonlarında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarının izlenmediği bilgisi verildi. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun, TRT’de konuşma yapamadığına dikkat çekildi.

Ekonominin, Erdoğan destekçilerini muhalefete yaklaştırabileceğine ilişkin anketlerin aksine, iki sebepten ötürü anketlerin yanıldığı belirtildi. Coğrafi bölünmeye dikkat çekilen makalede, kırsal kesimde pahalılığın ve ekonomik zorluğun, kentlerdeki kadar hissedilmediği ifade edildi. Bir diğer sebep olarak ise Erdoğan’ın, asgari ücretteki artış ve Emeklilikte Yaşa Takılanlar(EYT) gibi mali genişlemeleri ortaya koymasının yarattığı etkilere işaret edildi.

Seçimlerin öncesinde yerli savunma sanayii ve yerli araba TOGG’un etkili olduğuna değinilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhalefete yönelik LGBTI ve bölücü terör örgütü PKK ile ilgili suçlamalarının etkisine de vurgu yapıldı.

Odatv, seçimlerin öncesinde anket şirketlerinin yayınladığı sonuçları ele almıştı. Anket şirketlerinin, siyasi partilerle olan yakınlıklarına dikkat çekilen yazıda isim isim, hangi anket şirketinin hangi parti ile yakınlığı olduğu bilgisi paylaşılmıştı.

CHP’YE ÇALIŞANLAR

-AKSOY şirketi sahibi Ertan Aksoy, CHP, Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Kaftancıoğlu’na çalışıyor…

-ALF Araştırma sahibi Ali Süslü, CHP’yi hep yüksek gösteriyor, iktidar yanlısı medya tarafından CHP’li diye gösteriliyor…

-AVRASYA sahibi Kemal Özkiraz CHP’ye çalışıyor, CHP’yi yüksek gösteriyor…

-BULGU Araştırma sahibi Semih Turan, CHP’ye çalışıyor, bu partinin oylarını yüksek gösteriyor. Zaten çıktığı KRT kanalında CHP’yi savunuyor…

-BUPAR sahibi Erdal Akaltun, CHP’ye çalışıyor, CHP oylarını yüksek gösteriyor…

-İstanbul Ekonomi Araştırma sahibi Can Selçuki, bağımsız gözükse de CHP ile çalıştığı söyleniyor…

-Polimetre sahibi Mehmet Günal Ölçer, daha önce CHP ile çalışıyordu, şimdi kiminle çalıştığını bulamadım…

-Yöneylem sahibi Derya Kömürcü, CHP eksenli çalışıyor…

-Artıbir sahibi Hüseyin Çalışkaner CHP ve Kılıçdaroğlu için çalışıyor…

AK PARTİ’YE ÇALIŞANLAR

Çocuklar beni “zehir hafiye” sanmayınız lütfen. Örneğin, Ak Parti’ye çalışan ASAL şirketinin sahibi kim, bulamadım! Hep AK Parti oylarını yüksek gösteriyor bu şirket…

Ayrıca Cumhur İttifakı oylarını ortalamadan yüksek gösteren ADA şirketinin de sahibi bilinmiyor…

Ekran sayesinde pek tanınmışlar da var; GENAR sahibi İhsan Aktaş gibi… AK Parti ve Cumhur İttifakı’nı hep çok yüksek gösteriyor…

-OPTİMAR sahibi Hilmi Daşdemir de aynı; AK Parti’ye çalışıyor ve AK Parti ortalama üzerinde gösteriyor…

-SAROS sahibi Burhan Merhan Eptemli AK Parti ile çalışıyor; Cumhur İttifakı oylarını sürekli yüksek gösteriyor. Sayın Perinçek’in partisini de yüksek gösterdiğini eklemeliyim..

-Areda Survey sahibi Yusuf Akın, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nı hep ortalama üzerinde gösterdiği söyleniyor…

-SONAR Araştırma şirketi sahibi ekranlarda sıklıkla gördüğümüz Hakan Bayrakçı eskisi gibi pek anket yapmıyor, Cumhur İttifakı oylarını yüksek çıkarıyor…

İYİ PARTİ’YE ÇALIŞANLAR

-KONDA Araştırma şirketini, Bekir Ağırdır’ı yazdım. Araştırmalarında İYİ Parti oyları yüksek çıkıyor…

-ORC sahibi Mehmet Pösteki, İYİ Parti ile çalışıyor, İYİP oylarını ortalama üzerinde çıkardığı iddia ediliyor.

-PİAR Araştırma sahibi Kadir Atalay, araştırmalarında İYİP yüksek çıkıyor…

Çocuklar bazı anket şirketleri için “şu partiye çalışıyor” diyemem.

-Mesela, MAK Araştırma sahibi Mehmet Ali Kulat, AK Parti eski savunucusuydu, şimdi Altılı Masa’yı yüksek çıkarıyor…

-Mesela, MetroPOLL sahibi Özer Sencar da aynı durumda. Ama şimdi bağımsız çalışıyor, Millet ittifakı oylarını yüksek çıkarıyor…

-Panorama şirketi sahipleri Osman Sert, Hatem Ete araştırmalarında Millet İttifakı yüzdesini yüksek çıkarıyor…

DİĞER PARTİLER

-Orthus şirketi sahibi Sinan Aydın, muhalif oyları ve DEVA’yı ortalama üzerinden çıkarıyor…

-AREA şirketi Murat Karan, önceden İYİ Parti ile çalışıyordu, şimdi DP ile çalışıyor…

-Sosyo Politik şirketi ortakları Sabri Kılıç, Yüksel Genç HDP için çalışıyor…

-TEAM şirketi sahibi Ulaş Tol, bağımsız çalışma yapsa da 6’lı Masa oylarını hep yüksek gösteriyor.

-Gezici Araştırma şirketi Murat Gezici’yi de ekranlardan tanıyoruz…

Foreign Policy’deki yazının tamamı şu şekilde:

Ben de dahil olmak üzere Türkiye’nin anketçileri yanıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yılında yapılan seçimde, anketler yüzde 46 civarında oy alacağını göstermesine rağmen, görevdeki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 14 Mayıs’taki ilk tur oylamada yüzde 49,5 oy aldı. İki hafta sonra, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda halkın yüzde 52’sinin oyunu aldı ve iktidardaki Cumhur İttifakı Parlamentodaki 600 sandalyenin 323’ünü elde etti.

Seçimler özgürdü ama adil olmaktan uzaktı. Son derece kutuplaşmış bir toplumda Erdoğan’ın devlet kaynaklarının yanı sıra medya üzerinde de kontrolü olması açıkça bir avantaj sağladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turundan iki gün önce Erdoğan, aralarında devlet yayın kuruluşu TRT’nin de bulunduğu 18 farklı televizyon kanalı tarafından aynı anda yayınlanan bir televizyon programına katıldı. Buna karşılık rakibi Kemal Kılıçdaroğlu TRT’den büyük ölçüde dışlandı ve iletişiminin çoğunu sosyal medya üzerinden yaptı özellikle de mutfağında kaydettiği ikonik videolarla.

Erdoğan’ın kabinesinden 16 bakan Meclise aday gösterildi ve kampanyalarını bakanlıklarının tüm gücüyle yürüttüler. Ancak neredeyse yüzde 50’ye varan enflasyon ve eskiden olduğu gibi yönetişimde başarısız olan ve giderek artan tek adam yönetimi karşısında altı partili muhalefetin kaybını açıklamak için sadece eşit olmayan seçim süreci yeterli değil. Erdoğan’ın sadece kaybetmemiş olması değil, aynı zamanda desteğinin son on yılda sağlam kalmış gibi görünmesi de dikkate değer.

Türkiye genelinde 680 bin akıllı televizyonda yapılan bir analiz, 2022 sonbaharında Erdoğan’ın katıldığı bir programı izleyen televizyonların yüzde 89’unun bir muhalefet liderinin yer aldığı hiçbir programı izlemediğini ortaya koydu. Aynı oran Kılıçdaroğlu için yüzde 33’tü. Bu durumda hoşnutsuz bir Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) destekçisi Kılıçdaroğlu’nun söyleyeceklerini duyma şansına sahip olmayacaktır.

Erdoğan destekçilerinin muhalefetin söyleyeceklerine çok az ilgi gösterdikleri açıktı ancak şaşırtıcı değildi. Muhalefetin ve uzmanların genel kanaati, kötü giden ekonominin Erdoğan destekçilerini muhalefet politikalarına daha yatkın hale getireceği yönündeydi. Bunun neden böyle olmadığını en iyi iki bulgu açıklıyor gibi görünüyor.

Birincisi, seçimden sonra siyasi eğilimlerde ortaya çıkan coğrafi bölünmedir. Nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini temsil eden kırsal kesimde Erdoğan, yüzde 65 oy almayı başardı. Geriye kalan ve kentleri temsil eden yüzde 80’lik kesimde ise Kılıçdaroğlu yüzde 51 oy alarak Erdoğan’ı geride bıraktı. Başka bir deyişle hayatın nispeten daha basit olduğu ve artan hayat pahalılığının bu kadar şiddetli hissedilmediği yerlerde Erdoğan çok daha iyi bir performans sergilemiştir.

İkincisi, hükümetin seçim öncesinde tercih ettiği eşi benzeri görülmemiş mali genişlemedir. Asgari ücret Aralık 2022’de aylık 455 dolara yükseltilerek 2019’dan bu yana en yüksek reel değere ulaştı. Ayrıca emeklilikte yaş sınırını kaldıran ve milyonlarca vatandaşa erken emeklilik imkanı sunan bir yasa tasarısı da Mecliste onaylandı.

Mali genişleme gerçekten de Erdoğan destekçilerinin hoşnutsuzluğunu azaltmaya yardımcı oldu. Ancak onu yüzde 50 barajını aşarak üçüncü dönem zaferine taşıyan şey kutuplaştırıcı kimlik siyaseti oldu. Erdoğan’ın kimlik söyleminin iki ana ayağı vardı. Birincisi, muhalefetin PKK ile ilişkilendirilmesini öne süren söylemdi. İkincisi ise LGBT karşıtı, Batı karşıtı, muhafazakar aile 4 değerleri yanlısı propagandaydı.

Bu iki sütun, insansız hava araçları, uçak gemileri ve milli tankların yanı sıra milli otomobil projesi TOGG’u üretmeyi başaran Türk askeri-sanayi kompleksinin başarılarıyla desteklendi. Muhalefet de elbette hatasız değil. Liderlerinin dağınık görüntüsü ve yükselen milliyetçi duyguları tamamen ıskalayan bir kampanya, hoşnutsuz Erdoğan destekçilerinin diğer tarafta kalmasına neden oldu. Ülke kötü durumdaydı ama onlara defalarca sadece Erdoğan’ın ülkeyi toparlayabileceği söylendi.

Cumhurbaşkanlığını ve Parlamentoda çoğunluğu kazanan Erdoğan’ın yeni hükümeti, kötü ekonomi yönetimi ve seçim öncesi sorumsuz mali genişlemenin neden olduğu bir dizi zorlukla karşı karşıya kalacak. Eski bir Maliye Bakanı olan Mehmet Şimşek’in ekonominin başına getirilmesi potansiyel olarak rasyonel ekonomi politikalarına geçişin sinyallerini veriyor. Ancak Erdoğan’ın yerel seçimler öncesinde Şimşek’e ne kadar hareket alanı sağlayacağı henüz belli değil.

İsim… İsim…Hangi anket şirketi kime çalışıyor… Kılıçdaroğlu çok kızdı…Anketleri doğru okuma kılavuzu

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*